retirez en magasin sous 2h
magasin dès le lendemain
4 fois sans frais par carte bancaire
sous 30 jours
Dernières recherches
ebook
Le saviez vous ?
Lisez votre e-book sur ordinateur, tablette et mobile grâce aux applications :
Coups de cœur Cultura
Tous les passeurs de culture peuvent partager leurs découvertes !
Tu as aimé ce produit ? Partage dès maintenant ton coup de coeur :
Bazı insanlar hayatımıza büyük olaylarla değil, küçük ama sürekli güzelliklerle dokunur. Bir sabah gönderilen içten bir dua, bir cuma günü hatırlanmak, kandil gecesinde edilen birkaç güzel temenni ya da bayram sabahında gelen samimi bir mesaj… İlk bakışta kısa ve sıradan gibi görünen bu küçük dokunuşlar, aslında insanın gönlünde uzun süre kalan izler bırakır.
Elinizdeki bu kitap da böyle bir hikâyenin neticesinde ortaya çıktı.
Çok sevdiğim bir kardeşim, yıllardır cuma günlerinde, kandillerde, bayramlarda ve bazen de sıradan bir günün içinde bana mesajlar gönderir. Bu mesajlar sadece birkaç cümleden ibaret değildi. Her birinde bir emek, bir incelik ve insanın içini yumuşatan bir gönül dili vardı. Kimi zaman bir dua, kimi zaman bir hatırlatma, kimi zaman da hayatın telaşı içinde durup düşünmemizi sağlayan küçük bir hikmet…
Zamanla fark ettim ki bu mesajlar, günün sıradan akışı içinde insana küçük bir nefes aralığı açıyor. Yoğunlukların, kırgınlıkların, telaşların arasında insanın iç dünyasına sessizce dokunuyor. Belki birkaç dakikada okunup geçiliyor ama bıraktığı his çok daha uzun sürüyor.
Bu mesajların kaybolup gitmesine gönlüm razı olmadı. Çünkü bunlar sadece bana gönderilmiş sözler değildi; aynı zamanda bugün giderek azalan zarif bir iletişim biçiminin de örnekleriydi. İşte bu yüzden onları biriktirmeye başladım. Sonra da kendi kendime şu soruyu sordum:
"Neden bu güzel cümleler yalnızca telefon ekranlarında kalıp kaybolsun?"
Ve böylece bu kitabın fikri doğdu.
Arkadaşımın anlattığına göre o da bu mesajları hazırlarken çoğu zaman okuduğu bir sözden, bir kitaptan, bir yazıdan veya dikkatini çeken bir hikmetten ilham alıyormuş. Sonra o duyguyu kendi gönül süzgecinden geçirip insanlara ulaştırıyormuş. Belki de mesajların samimiyeti biraz da buradan geliyor. Çünkü onlar kuru cümleler değil; okunan, düşünülen, hissedilen ve sonra paylaşılmak istenen duyguların kısa yansımaları gibi duruyor.
Bu kitabı hazırlarken amacım yalnızca mesajları peş peşe sıralamak değildi. Aynı zamanda modern zamanlarda unutulmaya yüz tutmuş bazı güzellikleri de kayıt altına almaktı. Çünkü bugün insanlar birbirine çok hızlı ulaşıyor ama aynı hızla birbirini unutuyor. Oysa bir insanın "Ben seni düşündüm." diyebilmesi hâlâ çok kıymetli.
Bu mesajlarda eski Anadolu irfanının sıcaklığını hissetmek mümkün;
Dua eden bir dil,
Kırmadan konuşan bir üslup,
Gönül alan bir incelik,
Hayatı ve faniliği hatırlatan yumuşak bir hikmet…
Belki de bu yüzden bu satırlar insana sosyal medya paylaşımından çok eski bir dost meclisini, samimi bir sohbeti ya da yıllar önce yazılmış bir mektubu hatırlatıyor.
Dilerim bu kitap, sadece okunup geçilen bir mesaj derlemesi olarak kalmaz. Belki bir okuyucunun içini ferahlatır, belki bir başkasına bir dostunu hatırlatır, belki de bir insanı başka bir insana daha nazik davranmaya teşvik eder.
Çünkü bazen dünyayı değiştiren büyük cümleler değil; tam zamanında söylenmiş küçük ama samimi sözlerdir.
Kitabın ismini de her mesajdaki son satırdan aldık…
Selam ve dua ile…
Ali Topdağ